…………………………ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE
SAVUNMA YAPAN :
VEKİLİ : Av. Üsame Gürhan BABAYİĞİT
ADRES : GMK Bulvarı No:12/136 Çankaya ANKARA
KONU : Savunmamın sunulmasından ve taleplerimden ibarettir.
AÇIKLAMALAR :
Hakkımda yanlış kan transfüzyonu gerçekleştirdiğim iddiasıyla sayın idareniz tarafından savunmamın alınması için tarafıma süre verilmiştir. İş bu sebeple süresi içerinde savunmalarımı sunuyorum. Şöyle ki ;
Şahsım, ………………….. Üniversitesi Hastanesinde yer alan “XXXXXXXX” biriminde XXXXXXXX tarihinden bu yana hemşire olarak hizmet vermekteyim. XXXXXXXX tarihli nöbetimi tutmaktayken tarafıma bildirilen hasta ile birlikte birçok hastayı teslim aldım. Ancak XXXXXXXX isimli hasta için sorumlu hemşire XXXXXXXXX tarafından planlanan kan bileşenleri tarafımca alınmış ve sonrasında tarafımca hastaya takılmıştır. Ancak sonrasında tarafımca hastaya yanlış kan transfüzyonu yapıldığı iddia edilerek XXXXXX tarihli tutanak tutulmuştur. Söz konusu olaya ilişkin hususlar aşağıda açıklandığı şekildedir. Şöyle ki;
XXXXXXXX tarihinde ekte sunduğum nöbet çizelgesinden de görüleceği üzere 24 saatlik nöbetimi tutmak üzere XXXXXXXX yoğun bakım ünitesine giriş yaptım. Hastane bünyesinde çalışmaya başlayalı daha XXXXXXXX ay/gün olması sebebiyle nöbet çizelgesinde görüleceği üzere “refakat” etmesi/edilmesi gereken hemşire olarak görev yapacağım tarafıma bildirilmiştir. Nitekim XXXXXXXX ayında refakat statüsünden çıkıp kimse refakat etmeden görevimi yapabileceğim duruma getirildim. Olay günü yoğun bakımda iken tarafıma sorumlu hemşire XXXXXXXX tarafından planlanan kan bileşenleri tarafıma verilmiştir. Tarafımca daha öncesinde yaptığım işlemler gibi tek başıma işlem yapılmaması gerekirken ve bunu sözlü olarak iletmeme rağmen yoğun bakımın çok yoğun olduğu ve gidip hemen işlemi yapmam gerektiği bildirilmiştir. Durumun acil olduğunu düşünerek kan bileşenleri kontrol edip hasta XXXXXXXX’ye işlemi yaptım. Barkodları kontrol ettiğimde o an için herhangi bir farklılık olduğu gözüme çarpmamıştı. Nitekim tarafımca da yanlış kan transfüzyonu sonucunda hastaya neler olacağını bildiğimden her sefer yaptığım gibi kontrol etmiştim. Hastaya işlem yapıldıktan sonra da kan değerleri ve diğer ölçümleri normal seyretmiştir. Sonrasında hastaya hemşireler ve doktorlar tarafından tedavi uygulanmıştır ve değerleri normale döndüğü tarafıma iletilmiştir. Hasta bundan sonra dört gün yaşamaya devam etmiştir ve bu süreçte herhangi bir anormallik ya da yanlış kan transfüzyonundan dolayı anormallik yaşamamıştır. Dört günün sonunda ise vefat etmiş ve ölüm nedeni ilgili ve yetkili doktor tarafından “doğal ölüm” olarak belirlenmiştir. O an birimde herkes hastanın gerçekten doğal ölüm nedeniyle öldüğünü söylemiştir. Ölüm kaydına da baktığımda sisteme ölüm nedeni olarak “doğal ölüm” girildiğini gördüm. Tedavi akabinde XXXXXXXX yanıma geldi ve hastaya yanlış kan transfüzyonu yaptığımı söyledi. Ben de mesleğe yeni başlamış ve hastanede de yeni başlamış olduğumdan bir an bunun gerçek olabileceğini düşündüm ve korktum. O an bunu gerçekten yapmış olabileceğimi düşündüm. Benim bu tedirgin hallerimi gördükten sonra orada çalışanların kendilerini riske atmaktan korkmalarından dolayı diye yaptıklarını düşündüğüm, bir gün sonrasına ait - XXXXXXXX - tarihli tutanak tutulduğu tarafıma söylendi. Söz konusu tutanak benim kan transfüzyonu anıma şahit olmayan kişiler tarafından tutulduğunu düşünüyorum. Tutanak tutulurken de usulen bunun tutulduğu başıma bir şey gelmeyeceği söylendi. Ben de buna inandım ve tutanağa itiraz etme konusunda pasifize bırakıldım. Bu konu hakkında şikayetçiyim ve idari tahkikat talep ediyorum. Sonrasında XXXXXXXX tarafından E1234XXXXXXXX sayılı evrağa istinaden yazılı savunmam istenmiştir. Öncesinde XXXXXXXX tarafından bana yanlış kan transfüzyonu yaptığımı kabul etmemi, pişman olduğumu ve bir daha yapmayacağımı belirtir şekilde savunma yaparsam bu olayın üstünün kapatılacağını ve başıma bir şey gelmeyeceğini söyledi. Ben de mesleğe yeni başlamış olmam, böyle bir olayın başıma ilk defa gelmesi sebebiyle kendisine inanarak, yaptığımı düşünmediğim olaya ilişkin hatayı sadece benim yaptığıma yönelik hazırlanan metni imzaladım. Nitekim evrak incelendiğinde bir insanın üzerine suç yıkılması halinde ancak böyle savunma verdirilecek beyanlar olduğu kolayca anlaşılmaktadır. Makul orta zekalı bir insan kendi başına böyle bir savunma vermeyeceği aşikardır. Orada başka doktor ve hemşirelerin ihmali ve suçu ortaya çıkmasın diye acemiliğimden yararlandıklarını ve beni böyle bir savunma vermek için irademi sakatladıklarını düşünüyorum. Nitekim yaklaşık 3 ay hakkımda herhangi bir idari tahkikat başlamamış ve sonrasında kötüniyetli olarak bana verdirilen savunma, rektörlük tarafından işleme alınarak savunmam istenmiştir. Olayın seyri bu şekilde olmakla birlikte söz konusu olaya ilişkin savunmalarım şu şekildedir;
Yukarıda da izah ettiğim üzere XXXXXXXX biriminde görev yapmaktayım. Hemşirelik Yönetmeliğine göre “yoğun bakım hemşiresi, karmaşık ve yaşamı tehdit edici problemleri olan hastaların tanılamasını yapmak, hastaları sürekli izlemek, kaliteli ve ileri yoğun bakım ve tedavi girişimleri uygulamak, hasta ve yakınları ile terapötik ilişki kurmak, koruyucu, iyileştirici ve rehabilite edici girişimleri uygulamaktan sorumlu” hemşiredir. Bu denli ciddi bir görev ve sorumluluğu üstlenen sağlık personelinin de işini gerçek anlamda sağlıklı ve kaliteli biçimde yönetebilmenin ön koşulu, iş yükünün taşınabilecek seviyede olması ile birlikte personel sayısının da bu zeminde paralel olmasıdır. Ancak maalesef şahsımın çalıştığı hastanede ve çalıştığı birimde neredeyse mevcut hemşire sayısı olması gerekenin yarı oranındadır. Şahsım neredeyse 2-3 hemşirenin yaptığı işi refakat edilmesi gereken hemşire olmama rağmen tek başıma yapmaya zorlanmıştır.
Olaya dönecek olduğumuzda yanlış kan transfüzyonu yapılmış olma ihtimalinde dahi tarafımın kıdemli hemşire yahut doktora eşlik ederek çalışmam gerekirken, tek başıma bu işlemin yapmama zorlanmış olmam, hastanede yeni olmam, meslekte yeni olmam ve düzenine alışma evresinde olmam, yeni olmama rağmen 24 saatten fazla nöbetler tutuyor olmam ve iş yükünün fazla, çalışan hemşirenin yetersiz oluşu kazanın gerçekleşmesine zemin teşkil ettiğini göstermektedir.
Normal şartlar altında yanlış kan transfüzyonu neticesinde meydana gelecek reaksiyonlar, doğrudan yanlış kan transfüzyonu yapıldığını ortaya koyacak niteliktedir ancak bizim olayımızda ciddi reaksiyon belirtilerinin meydana gelmemiş olması sonrasında günlerce hastanın değerlerinin stabil şekilde ilerlemesi karşısında işlerin olağan ilerlediğini düşündüm. Tüm bu olan süreçte şahsım sürekli doktorlara ve sorumlu hemşireye danışmış ve onların direktiflerini almıştır. Nitekim her ne kadar hemşirelerin, işlerinde özen ve dikkat yükümlülüğü içerisinde bulunmaları gerekse de acil işlemler dâhilinde doktorların, olağan işlerde sorumlu hemşirenin ve her türlü refakat statümden dolayı kıdemli hemşire veya doktora eşlik ederek iş yapmam gerektiği ve onların direktifleri ile bağlı olduğum da unutulmamalıdır. Başta hatalı kan transfüzyonu tarafımca yapılmış olsa bile işlemin gerçekleştirilmesini takiben reaksiyonlar gelişmemesi ve kıdemli hemşire veya doktorlardan herhangi bir talimat da almamam ve ölüm nedeninin doğal ölüm olması dolayısıyla hastanın vefatından sorumlu tutulmamam gerekir. Hemşirelik Kanunu m.4/1 hükmü “Hemşireler; tabip tarafından acil haller dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, her ortamda bireyin, ailenin ve toplumun hemşirelik girişimleri ile karşılanabilecek sağlıkla ilgili ihtiyaçlarını belirlemek ve hemşirelik tanılama süreci kapsamında belirlenen ihtiyaçlar çerçevesinde hemşirelik bakımını planlamak, uygulamak, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık personelidir” şeklindedir. Görüldüğü üzere hükme göre hemşireler, acil durumlarda doktorların direktiflerini uygulamak için yazılı bir emir beklememek ve fakat sözlü direktif yeterli olmaktadır. Yine de refakat statüsünde olmam ve işlemi yapacak olan personele eşlik etmem gereken yerde zorla yaptırıldığım işlemden delil olmadan hakkımda haksız tutanak tutulmuştur.
Kan transfüzyon işleminin tamamlanması ile birlikte hastada hiçbir reaksiyon görmememiz nedeniyle de tedavi sürecinde bir sorun olmadığı kanaatiyle işime devam ettim. Hiçbir reaksiyon olmadan hasta 4 gün stabil şekilde yaşamış ve sonrasında da hasta vefat etmiş ve ölüm nedeni “doğal ölüm” olarak ilgili ve yetkili kişilerce gösterilmiştir.
Ancak olayın meydana gelmesinde kesin surette bir kastım bulunmamaktadır. Bir an için olayın hatalı kan transfüzyonundan gerçekleştiği kabul edilse dahi, hatalı kan transfüzyonunun tamamlanmasından sonra yukarıda da ifade ettiğim üzere hiçbir istenmeyen reaksiyon gelişmemiştir.
Nitekim hastanın ölümü yanlış kan transfüzyonundan dolayı değil, doğal ölüm nedeniyle olduğu yetkili kişi tarafından belirlenmiştir. Böyle bir belirlenmenin yapılmasıyla birlikte hakkımda kötüniyetli olarak tutanak tutulmuş ve iradem sakatlanarak savunmam alınmıştır. Eğer hastanın ölüm nedeni benim yaptığım işlem sonucu ise bunun böyle belirtilmesi ve akabinde ilgili kurumlarda otopsisinin yapılması ve bilirkişi raporu alınması durumu gerçekleşecekti. O zaman benim hatalı işlem yapmadığım ortaya çıkacaktı. Ancak ölüm sebebi olarak doğal ölüm yazılması ve sonrasında hakkımda haksız tutanak tutulması kendimi savunamamama neden olmuştur. Şu an maddi olarak kendimi savunacağım deliller yok olmuştur. Bu durumun bu hale gelmesi de bu olayın dahilinde olan kişilerin ceza sorumluluğundan kaçmak için yaptığını düşündüğüm haksız ve hukuka aykırı eylemlerden dolayı olmuştur. Eğer tarafınızca suçlu bulunacaksam, ölüm nedeni hakkında “doğal ölüm” yazan ilgili personel hakkında da idari tahkikat başlatılmasını ve resmi evrakta sahtecilikten suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum. Bahsedilen ölüm sebebinin böyle olması hem de hakkımda böyle bir tutanak tutulup, iradem sakatlanarak savunmamın alınması beni mağdur konumuna düşürmüş ve adeta “çamur at izi kalsın” mantığıyla bana karşı hareket edilmiştir. Ayrıca üç ay boyunca olayın üzerinin kapatılması, eğer gerçekten yanlış kan transfüzyonu gerçekleştirdi isem veya yanlış kan transfüzyonu sonucunda hasta vefat etmişse de bunu ilgili yetkililere bildirilmemesi de hasta üzerinde inceleme yapılmasını engellemiş ve beni olayın tek sorumlusu durumuna düşürmüştür. Olayın üç ay boyunca ilgili mercilere bildirilmemesine neden olan yetkililer hakkında idari tahkikatın başlanılmasını ve suç duyurusunda bulunulmasını talep ederim.
Bir proje çalışmasına göre, her vardiyada beş hemşireden biri tıbbî hataya düşmektedir. (Kahriman/Öztürk/Babacan, s. 5, 55) Tıbbî hata müsebbibi hemşireler üzerinde yapılan araştırmada, iş yükünün fazla olması, çalışan hemşire sayısının az olması, hemşirelere görev dışı işlerin yüklenmesi, stres ve yorgunluk içinde çalıştırılmaları dikkat çekicidir. (Musa Özata/Handan Altunkan, “Hastanelerde Tıbbî Hata Görülme Sıklıkları, Tıbbî Hata Türleri ve Tıbbî Hata Nedenlerinin Belirlenmesi: Konya Örneği”) Tıbbî hataya sebep olan faktörler arasında yorgunluk, iş yükü fazlalığı, çalışma saatlerinin uzunluğu, tecrübesizlik, stres ve meslekî bilgi ve beceri yetersizliği sayılmıştır. Ayrıca, sabit protokol ve prosedürlerin hiç veya net olmaması, kayıtların düzensizliği ve nöbet değişimlerinde bilgi aktarımına dikkat edilmemesi, refakat statüsünde olan hemşireye tek başına iş yaptırılması malpraktise zemin hazırlayan etkenlerdendir. Hemşireler yönünden bütün bu araştırma ve sonuçları hususundaki değerlendirmeler nazara alındığında olayın olduğu gece aşağıda sıralayacağım koşullar nedeniyle hayatın olağan akışı içerisinde bir hemşirenin hatta refakat statüsünde olan bir hemşirenin bir an için olayın hatalı kan transfüzyonundan gerçekleştiği kabul edilse dahi bu hatayı yapabileceği gerçeğinin kabulü şahsım adına gerekmektedir. Kanunlarda geçerli olan 1. basamak yoğun bakımda çalıştırılması zorunlu olan 30 hemşire zorunluluğunun birimde karşılanmamasından dolayı 10 adet hemşire ile tüm işlerin yapılmaya çalışılıyor olması, yine kanunlara uygun olmayan şekilde şahsımın 24 saatten fazla nöbet tutuyor olması, şahsımın atamasının yeni olması ve göreve yeni başlamış olması, refakat statümden dolayı sadece kıdemli personele eşlik edebileceğim gerçeği, hasta bakım görevlilerinin dahi işlerinin şahsım tarafından yapılıyor olması, hatalı kan transfüzyonu yapılmış olsa dahi neticesinde olumsuz hiçbir reaksiyonun olmaması, bu konuda meslek içi eğitimin yeterliliği durumları göz önüne alındığında şahsım açısından idari soruşturma neticesinde ceza verilmemesini gerektirmektedir. Sağlık sektöründe bir hemşirenin hatalı tıbbi müdahale (haksız fiil) nedeniyle idari ve cezai sorumluluğunun doğabilmesinin dört temel şartı vardır:
1.Hukuka Aykırılık, 2.Kusur, 3.Zarar, 4.Nedensellik Bağıdır.
Bir an için hatalı kan transfüzyonu sebebiyle ölümün meydana geldiği kabul edilse dahi,
a)Kusur bakımından, olayda kıdemli/sorumlu personellere refakat etmesi gereken hemşire olmam nedeniyle yukarıda belirtilen kusur durumu bulunmamaktadır.
b)Zarar bakımından, hasta hakkında ölüm nedeni olarak doğal ölüm yazılması, hastanın reaksiyon göstermemesi ve hastanın dört gün sonrasında doğal ölüm nedeniyle vefat etmesi ve ayrıca hastanın yaşının 69 (altmışdokuz) olması, ortada bir eylemim neticesinde zararın doğduğunu göstermemektedir.
c)Nedensellik bağı bakımından, hasta hakkında ölüm nedeni olarak doğal ölüm yazılması, hatalı işlem yapsam dahi bu hatanın hastanın ölümüne sebebiyet vermediğinden nedensellik bağı kesilmiştir. Bu sebeple hasta ölmüş olsa dahi yetkili kişilerce sorumluluktan kaçmak adına doğal ölüm olarak sisteme giriş yapılması sonrasında ölüm nedeni hakkında inceleme yapılamamasına neden olmuştur. Bu durumda yine de ölüm nedeninin hatalı kan transfüzyonu neticesinde olduğuna dair delil veya bulgu bulunmamaktadır. Bu sebeplerle meydana gelen durum ile şahsıma yönelik iddia edilen hatalı kan transfüzyonu arasında illiyet bağını tesis edecek delil bulunmamaktadır.
Son olarak belirtmek isterim ki, şahsımın hatalı kan transfüzyonu işlemi yaptığına ve hastanın ölümüne neden olduğum kanısına varılacaksa;
1-Ölüm nedeni hakkında “doğal ölüm” yazan ilgili personel hakkında da idari tahkikat başlatılmasını ve resmi evrakta sahtecilikten suç duyurusunda bulunulmasını,
2- Olayın üç ay boyunca ilgili mercilere bildirilmemesine neden olan yetkililer hakkında idari tahkikatın başlanılmasını ve suç duyurusunda bulunulmasını talep ederim.
Söz konusu durumların yaşanması sebebiyle vefat eden hasta üzerinde gerekli inceleme yapılmasının yolu tıkanmış ve gerçeğin, aynı zamanda suçsuzluğumun ortaya çıkması engellenmiştir.
SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere öncelikli olarak süresi içerisinde yapmış olduğum savunmamızın kabulüne karar verilmesini, Savunmamın değerlendirilmesinde tarafımca yanlış kan transfüzyonu yapılmaması, kıdemli hemşire veya doktorlara refakat eden hemşire statüsünde olmam ve olayla meydana gelen ölüm bakımından şahsım adına illiyet bağının bulunmaması hususlarının dikkate alınmasını, idari soruşturma neticesinde şahsım adına meni muhakeme kararı verilmesini, herhangi bir yaptırım veya cezai müeyyide uygulanmamasını talep ederim. …./…./…..
Savunmasını Sunan